Çumranın Sesi

Çumranın Sesi

02 Aralık 2020 Çarşamba
Bahçeli, Milletin Ekmeğine Göz Koyacak Kadar Nankörsünüz
Kategori : GÜNDEM
20 Ekim 2020 13:27
 
Bahçeli, Milletin Ekmeğine Göz Koyacak Kadar Nankörsünüz

Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Devlet Bahçeli, MHP grup toplantısında konuştu. Bahçeli, ''Askıda ekmek çalışmalarına kara çalmaya çalışanlar insan onurunu kaybetmişlerdir. Mayaları lekeli, sicilleri bozuktur. Milletimizin ekmeğine bile göz koyacak kadar nankör, milli manevi hasletlere göz dikecek kadar namertsiniz.'' dedi

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin açıklamaları şu şekilde;

''Haftalık olağan Meclis Grup Toplantımıza başlarken hepinizi muhabbetle selamlıyorum.
Bu vesileyle bütün vatandaşlarıma sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Türk-İslam coğrafyasında hayat ve haysiyet mücadelesi veren kardeşlerime en halisane selamlarımı iletiyorum.

İlkel dönemlerden uygarlık çağlarına kadar insanın en temel ihtiyaçları esasen hiç değişmemiştir.

Muhtemelen bundan sonra da değişmeyecektir.

Her çağda insanın barınma, beslenme ve güvenlik talepleri en temel, en acil, en mühim gündem başlığı olmuştur.

ERMENİSTAN'A GÜVENİLMEMELİ

Milliyetçi Hareket Partisi bu yakın ve yalın gerçeği tüm boyutlarıyla kavramış; insanımızın huzuru, güvenliği ve ekonomik refahı konusunda yarım asırdır samimiyetle mücadele etmiştir.
“Dik baş, tok karın, mutlu yarın” vazgeçilmez hedefimizdir.

Muhannete muhtaçlığı reddeden her insanımız ekmeğinin peşindedir.

Bize göre verilen emeğin, dökülen alın terinin cümle mükâfatı onurlu kazanç, bağımsız hayat, huzurlu gelecektir.

Ekonomik adalet, ekonomik güvenlik, ekonomik eşitlik insan olmanın, insanca yaşamanın vazgeçilmez önşartıdır.

Türkiye ekonomisi üzerinde spekülasyon yapan, ganimet avcılığına soyunan, devamlı karamsar senaryolar yazan hastalıklı ruhlar elbette partimizin duruşunu ve tutumunu idrak edemeyeceklerdir.

İdrak için insani değerlere hürmet lazımdır.

İdrak için ihanete ve işbirlikçiliğe sırt çevirmek mutlak olmalıdır.

Geçen hafta, İstanbul Ticaret Odası’nda alınan bir karar doğrultusunda, ekmeğin kilogram fiyatı 6,25 liradan 7,50 liraya yükseltilmiştir.

Bu kapsamda 200 gram ekmek 1,25 liradan 1,50 liraya, 240 gram ekmek de 1,50 liradan 1,75 liraya ulaşmıştır.

Un fiyatlarındaki artışların ekmeğe de yansıdığı ifade edilmiştir.

Bu durum karşısında parti olarak, özellikle İstanbul’da “Askıda Ekmek Kampanyası”nı başlatıp dar ve orta gelirli vatandaşlarımıza gücümüz nispetinde, onları incitmeden, izzet-i nefislerini zedelemeden destek olmaya, destek vermeye gayret ettik.

Bir elin verdiğini diğer elin görmemesine özen gösterdik.

Türk milletinin asırlardır benimseyip bir bayrak gibi taşıdığı geleneksel yardımlaşma duygusunun alicenaplıklarını sergilemeye çalıştık.

Hz.Peygamber’in, “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” buyruğu gereğince kararımızı ve tavrımızı oluşturduk.

Kaldı ki, ekmek fiyatlarının zamlandığı başka dönemlerde de, mesela 6 Ekim 2012 yılında Samsun İlkadım ilçesinde olduğu gibi, Askıda Ekmek Kampanyamızı vicdani sorumluluk anlayışıyla, dayanışma ve yardımlaşma ahlakıyla ilan edip vatandaşlarımızla buluşturmuştuk.

O tarihlerde kendisine bile devası olmayan şahıs ekonomiden sorumlu bakanlık görevini icra ediyordu.

İnançlarımız ne diyorsa onu yaptık, yapmaya da devam edeceğiz.

Askıda Ekmek Kampanyası siyasal bir tepki veya eleştiri değil, manevi bir görevi ifa hassasiyeti, kardeşliği, hatırlamayı, paylaşmayı ve kader ortaklığını ifade hasbiliğidir.

Biliyoruz ki, bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz.

Vatandaşlarımızın evinde ne piştiğini, sofraya neyin koyulduğunu, ekmeğin olup olmadığını düşünmek, mesele etmek, bununla da ilgilenmek insani ve İslami mükellefiyetimizdir.

Biz askıya ekmek koyduk, şu işe bakınız ki, ekmeksizler birer birer saklandıkları delikten fırlayarak ortalığa çıktılar.

Vay ekmeksizler vay, milletimizin ekmeğine bile göz koyacak kadar nankörsünüz, milli ve manevi hasletlere tahammülsüzlük gösterecek kadar da namertsiniz.

Helal lokma arayışı haramdan geçinen kirli yüzleri rahatsız etmiştir.

Bunlar her fırsatta ya ekonomiyi kötülerler, ya Türkiye’yi kötü gösterirler, ya da milletimize korku aşılayıp küresel dayatmalara refakat ederler.

Bir elleri yağda, diğer elleri baldadır, ne ekmeği bilirler, ne yoksulu tanırlar, ama sıra istismara geldi mi dikiş ve fren tutmazlar.

Türkiye ekonomisi gücüne güç katacak, yegâne sermayesi dedikodu ve felaket tellallığı olan tüm art niyetli siyaset bezirgânlarını ters köşeye yatıracaktır.

Bize göre kimlerin hayal kırıklığı yaşadığı malumdur, ortadadır.

"DOĞAL GAZ REZERVİ MİLLETİMİZE MORAL OLMUŞTUR"

Ayrıca Karadeniz’de 21 Ağustos’ta bulunan 320 milyar metreküplük doğal gaz rezervine ilave olarak geçtiğimiz cumartesi günü de 85 milyar metreküplük doğal haz rezervinin bulunması ekonomideki iyimser beklentileri kamçılamıştır.

Sakarya sahasının Tuna-1 Bölgesi’ndeki toplam doğal gaz rezerv miktarı böylelikle 405 milyar metreküpe ulaşmıştır.

Enerjide dışa bağımlılığı azaltan bu keşif sonucunda kalpleri vatan ve millet sevgisiyle çarpan her insanımız ziyadesiyle memnuniyet duymuştur.

Bu gelişmeler karşısında yüzleri asılan, canları sıkılan, moral seviyeleri inişe geçen ekmeksizler hemen kendilerini ele vermişlerdir. 

Manevi dayanışmayı hedefleyen, paylaşmayı önceliğine alan, empatiyi gözeten Askıda Ekmek Kampanyamıza yüzsüzce kulp takıp kara çalanlar utanmalarını kaybetmiş gafillerdir. 

Bunlar ne ekonomiden anlarlar, ne milli kazanımlara sevinirler, ne de insan onuruna sahip çıkarlar.

Çünkü mayaları lekeli, meşrepleri arızalı, sicilleri bozuktur.

Biz askıya ekmek çıkardık, deva yerine beladan ibaret olan siyasi fosiller, bazı sözde aydın ve cühela köşe yazarları seviyesizlikleriyle, sevimsizlikleriyle, yalan ve riyalarıyla sazan gibi ağa takıldılar, askıya çıktılar.

Diğer yandan “Askıya ekmeğin koyulmasını milletin açlığa mahkûm edilmesi” diye gören ve gösteren siyasi devşirmeler bizim nezdimizde sadece erdemsiz ve cibilliyetsiz değil aynı zamanda da ekmeksizdir.

Bizi eleştiren şarlatanların evlerinde ekmekleri yoksa, dolambaçlı yollara sapmasınlar, fitneye tevessül etmesinler, babayiğitçe söyleyip, dosdoğru talep edip bizden ekmek istesinler, layık değilseler bile onlara da gönderecek cömertlik bizde vardır.

Aç kalmasınlar, açıkta yatmasınlar, sonra onun bunun eline düşüyorlar, esaret altına giriyorlar.
Bunlar, yağmurun hemen ardından biten zehirli mantar gibiler.

İstiyorlar ki, daima felaket yağsın, her felaketi bir diğeri takip etsin.

Bu küstahlar, ekmeksizleriyle, vefasızlıklarıyla, döneklikleriyle, Türkiye düşmanlarının içimizdeki Truva atı halinde sivrilip milletimizin hafızasına kazınmışlardır. 

Meşhur bir iktisatçı demiş ki; “İstediğiniz kadar posta arabasını arka arkaya ekleyin, elde edeceğiniz şey asla bir tren olmayacaktır.”

Bırakınız tren olmayı, bunların vagon olmaları dahi hayaldir.

AKSİNİ İDDİA EDEN DOLANDIRICIDIR

 Türkiye’de adalet, insan hakları, demokrasi askıda değildir, aksini iddia eden siyasi dolandırıcı, siyasi yağmacıdır.

“Milliyetçilik askıya ekmek koymak değildir” diyen ekmeksiz, sen nereden bilirsin milliyetçiliği, ne ilgin ve irtibatın var milletle ve milliyetle?

Be hey şaşkın, aşı ekmeği, milleti milliyetçiliği bırak da, sana talimat veren, seni kafese sokan, ayağına pranga vuran karanlık lobilere, yabancı efendilerine takla atmaya, şirinlik yapmaya devam et.

Nasıl olsa en iyi yaptığın iş budur.

Dün önüne koyulan çanağı bugün deviren, yediği ekmeğe ihanet eden kimliksizlerin zilletin askısında nasıl eridiklerini, nasıl rezil olduklarını görecekleri günler yakındır. 

Askıda Ekmek Kampanyamızı eleştiren odakların milletimizin ekmeğine göz koyan, ekmeğinden çalmak için bahane hazırlayan kriz tacirleri olduğu açıktır.

Biz ekmeği askıya koyduk, helalden yana tercihimizi gösterdik; zillete düşenleri tarihin askısına koyup postlarını tartacak olan da büyük Türk milletidir.

Biz ekmek diyoruz, millet diyoruz, refah diyoruz, bereket diyoruz, beka diyoruz, istiklal ve istikbal diyoruz; manevi dayanışmanın ve milli birliğin dinamizmiyle büyük ve güçlü Türkiye’ye Cumhur İttifakı sayesinde ulaşacağımıza gönülden inanıyoruz.

Uzun yıllardır “Ne olacak bu memleketin hali” sorusu pek çoğumuzun günlük hayatının en rutin sohbet konusudur.

1,5 asırdır aynı soru maalesef dildedir, gündemdedir.

MİLLETİMİZİN ÇELİK İRADESİ İLE O SORUNUN MUHTEVASI DEĞİŞTİ

Sorulan bu sorunun mahiyet ve muhtevası milletimizin çelik ve çevik iradesiyle değişmiş, süregelen ezberler bozulmuş, dar kalıplar kırılmış, geldiğimiz bu aşamada; “Ne olacak bu dünyanın sonu, ne olacak bu insanlığın durumu” soruları ön plana çıkmıştır.

Türk milleti dünyayı kavramış, soran olduğu kadar sorulan, merak eden kadar merak edilen bir mevkie tırmanmıştır.

Bize göre bir soru bin soruya kapıdır ve öncelikle cevabını aramak zorunda olduğumuz sorular insanlığın bu döneminde şunlardan ibaret olmalıdır:

Tarihin hangi noktasında, hangi ara durağında bulunuyoruz?

Etrafımızdaki dünyaya baktığımızda ne görüyor, ne anlıyor, bunları bir terkip içinde nasıl yorumluyoruz?

Medeniyetler ve milletler mücadelesinde stratejik üstünlüklerimizi, tarihi kozlarımızı nasıl değerlendiriyoruz?

Biteviye akan zaman nehrinin neresinde duruyoruz? Karmaşıklaşan hadiselere nereden ve nasıl bakıyoruz?

Zamanın hangi aşamasındayız? Karşımızdaki tehditleri ve fırsatları nasıl okuyoruz?

Jeopolitik riskleri, bölgesel ve küresel tehlikeleri nasıl bir politik müktesebat ve fikir marifetiyle ele alıyoruz?

Akıl ölçüleri dağılmış, aidiyet dengesi bozulmuş, ahlak seviyesi tükenmiş hiçbir siyasi ve ideolojik akım bu sorulara milli nitelikli cevap veremeyecektir.

En basit haliyle, milletlerin var olma istek ve iradesine milli şuur, milliyet duygusu, milliyetçilik diyorsak, bunlardan mahrumiyet yaşayanların doğru cevap vermeleri bir yana, doğru soru sormaları da mümkün değildir.

Kuşkusuz elimizde bir çıkış haritası yoktur.

Buna rağmen, geleceğimizin nasıl şekilleneceğini, özellikle tehdit ve fırsatların neler olacağını, tarihi akışın hangi değişimlere müsait ve münhal olduğunu önceden tarih şuuruyla öngörmek, önlem almak, hazırlık yapmak elimizdedir, inisiyatifimiz içindedir.

TÜRKİYE YEDEK KULÜBESİNDEN ÇIKMIŞTIR

Bölgesel veya uluslararası krizler hep gerçekleri görememenin, vahşi planları kavrayamamanın, üstelik hazırlıksız yakalanmanın sonucunda patlak vermiş, ortaya çıkmıştır.

Türkiye, Cumhur İttifakı’nın müstesna iradesiyle, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin muazzam imkanlarıyla tarihin arkasından koşan, gelişmeleri yedek kulübesinden izleyen, olan bitenleri yalnızca günü birlik analiz ederek enerji ve vakit kaybeden bir ülke olmaktan tamamen uzaklaşmıştır.

Mücadele eden, müdahale eden zamanlama yanlışına müsaade etmeyen bir ülke olarak Türkiye, bölgesel ve küresel olayların aktif, etkili sözü ve nazı geçen güçlü bir takipçisidir.
Artık bizden habersiz bir kuşun havalanması söz konusu değildir.

Merhum Ömer Seyfettin diyordu ki:

“Bir devletin doğal sınırları dağlar ve ırmaklar değildir. İstinat ettiği milliyetin lisanı ve dini sınırlarıdır.”

Merhum Peyami Safa da; milli hafızada taşınan her toprak parçasının vatan olduğunu isabetle dile getirmişti.

Büyük mütefekkirimiz merhum Ziya Gökalp ise iliklerimize kadar sahiplendiğimiz şu tarihsel beyanı çiğnetilmesine asla göz yummayacağımız bir fikir ve ülkü mirası olarak bizlere bırakmıştı:

KARABAĞ TÜRK YURDUDUR

“Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan,

Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan.”

Dağlık Karabağ meselesi sıradan bir mesele değildir.

Aziz milletimizin nabız atışının sahnelendiği, özlemlerinin bir yakut gibi saklı durduğu Türk yurdudur.

Coğrafya tarihin yazıldığı mekânın adıdır.

Dağlık Karabağ coğrafyasında yazılan Türk tarihidir, dökülen Türk kanıdır, feda edilen Türk canıdır; bunun karşısında defteri dürülüp tepelenecek, yerle yeksan edilecek işgalci unsur ise terör devleti Ermenistan’dır.

Azerbaycan’la tek millet iki devlet oluşumuz tarihi vesikalarla mevcut, bir milletin vicdan hükmü olan kültür kaynaklarıyla vakidir.

Mefkure bir tohumdur, filiz filiz büyüyüp çınar olacağı yer milletin engin yüreğidir. 

Tohum çatlayalı çok olmuş, mefkure güneş gibi doğmuş, mazlumların gözyaşıyla ıslattığı, kanlarıyla suladığı Dağlık Karabağ’ın asıl sahibine geçmesinin zamanı gelip çatmıştır.
Doymak ve kanmak bilmeyen zalimlerin bu gerçeği engellemeye ne güçleri ne de takatleri yetecektir.

HAİNLERİN TORUNLARI CİNAYET NÖBETİNDEDİR

Ermenistan hem korkak, hem hain, hem de savaş suçlusudur.

Sivilleri öldürerek Azerbaycan Türklüğü arasında korku yaratmaya çalışmaktadır.

Ermeni katiller geçmişteki alçak saldırılarına yenilerini eklemektedir.

Soykırımcı Ermenistan işbaşındadır.

Meşrutiyet yıllarında, çeteleri dağlarda gezerken, militanları kahramanlarımızı şehit ederken, memurları ve siyasetçileri sokaklarımızda baston sallayan, nifak saçan, Meclis-i Mebusan’da olay çıkartan, ayrılıkçılık yapan bölücülerin soysuz torunları bugün Ermenistan’da cinayet nöbetindedir.

Osmanlı Devleti’nin topraklarına hücum edip onun bir parçasını işgal eden ilk batı devleti Fransa da destekçisidir.

Bunun yanı sıra MİNSK Grubunun diğer eşbaşkanları tıpkı Fransa gibi Ermenistan’a silah ve mühimmat temin etmektedir.

ABD Dışişleri Bakanı’nın, “Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı kendini savunabilmesini umduklarını” çok bariz olarak açıklaması, aslında tam bir itirafname ve suçüstü halidir.
Yani Türk düşmanları Dağlık Karabağ’da faaldir.

Ermenistan sivillerin üzerine yine füze göndermektedir.

KARABAĞ AZERBAYCAN'IN OLMADAN ATEŞKES OLMAZ

Bugüne kadar Gence, Mingeçevir, Terter, Şemkir, Berde ve diğer cephe hattının çok gerisinde olan sivil yerleşim yerlerinde 60’ya yakın soydaşımız şehit edilmiştir.

Hepsine Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize şifa diliyorum.

Ermeni askerleri kafileler halinde firar ederken, bu terörist devlet çok sayıda kayıp vermektedir.

Paşinyan’ın bunu teyit etmesi bozgunun habercisidir.

Türk’e kefen biçmeye çalışan zalimlerin sonu hamd olsun korkunç olmaktadır.

Şu barbarlığa bakınız ki, Ermenistan Terter’de mezarlığı bombalayacak kadar kana susamıştır.

16 Ekim’de Gence’yi yine hedef yapmış, Mingeçevir kentine saldırı düzenlemiştir.

Ermenistan her defasında ilan edilen insani ateşkes kararlarını ihlal etmiştir.

İki hafta önceki grup konuşmamda uyarısını yaptığım tehlike vasat bulmuş, çatışmaları Dağlık Karabağ’ın dışına yaymak isteyen teröristler Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Ordubad şehrine roket atmıştır.

 

Okunma : 1907
Bugünün en çok okunan haberleri
Gündem haberleri
Zillet İttifakının Şeytanca Propagandaları
28 Kasım 2020 Okunma: 1058 GÜNDEM
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu Koronaya Yakalandı
28 Kasım 2020 Okunma: 992 GÜNDEM
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın