Çumranın Sesi

Çumranın Sesi

15 Haziran 2024 Cumartesi
MHP lideri Devlet Bahçeli: Depremden etkilenen illerimizi tek tek ziyaret edeceğim
Kategori : GÜNDEM
14 Şubat 2023 17:42
 
MHP lideri Devlet Bahçeli: Depremden etkilenen illerimizi tek tek ziyaret edeceğim

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Depremin, bölgede tarih boyunca yaşanan en büyük sismik hareket olduğunu dile getiren Bahçeli, "Bu zor günleri birlikte aşacağız." dedi. Devlet Bahçeli öte yandan depremden etkilenen illeri tek tek ziyaret edeceğini dile getirdi.

 

Devlet Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar;

Değerli milletvekili arkadaşlarım, saygıdeğer misafirler, basınımızın değerli temsilcileri, haftalık olağan Meclis Grup Toplantımıza başlarken müstesna heyetinizi yaşadığımız acılı günler dolayısıyla hüzünle ve hürmetle selamlıyorum.

Yine her zamanki gibi, toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından takip eden aziz vatandaşlarımıza,  gönül ve kültür coğrafyalarımızda varlık ve birlik mücadelesi veren değerli kardeşlerimize selam ediyor, şükranlarımı sunuyorum.

Sonlu bir hayatın sonsuz arzu ve amaçlarıyla avunup oyalanıyoruz. Adına dünya dediğimiz mavi gezegenin gelip geçici misafirleri olduğumuzu, nihai aşamada da hayırla yad edilen, gök kubbede hoş bir seda bırakan muteber gayeye ulaşma sorumluluğumuzu çok defa ihmal ediyoruz. Yeri geliyor, azgın hırslara, denetimsiz ihtiraslara, fren tutmayan heveslere yakamızı kaptırıp yenik düşüyoruz. Yeri geliyor, gözümüzü karartıp, gönlümüzü kapatıp kendimizi dev aynasında düşlüyoruz. Yeri geliyor, bin nasihat fayda etmiyor, ama bir musibet titreyip kendimize gelmemize yetebiliyor. Netice itibariyle insanız, kusur bize hastır, şaşmak ve hata yapmak bize mahsustur. Zincirleme facialar kapımızı çalmadan, doğal ve insani yıkımlar hanemize dayanmadan, makul ve mühim olan davranış kalıbı, kendimize dönebilmek, birbirimizin can beraberi olabilmek, iç muhasebeyi kâmilen yapabilmektir.

Milli birlik ve beraberlik ruhuyla kenetlenmemiz ve birbirimize şifa olmamız gereken alacakaranlık bir dönemdeyiz. Yara bere içindeyiz, ama mutlaka iyileşeceğiz. Kırık dökük haldeyiz, ama muhakkak düzeleceğiz. Manevi bir imtihandayız, ama alnımızın akıyla bu imtihandan bihakkın çıkacağız. Derdi veren Allah’ın dermanını da vereceğine inanıyoruz. Hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine iman ediyoruz.

detail-photo-fancybox-0

“SARSILDIK, FAKAT DÜŞMEYECEĞİZ”

Duanın itimadıyla, dayanışmanın imkanıyla, devletin iradesiyle ve milletin irfanıyla içinde bocaladığımız zor günleri aşacağız, daha doğrusu aşmak mecburiyetindeyiz. Sarsıldık, fakat düşmeyeceğiz. İnsanlarımızı kaybettik, fakat milletçe kaybolmayacağız. Binalar üzerimize çöktü, fakat çarenin tükenmediğini, ümitlerin bitmediğini, ışığın sönmediğini, Türkiye’nin tökezlemediğini göstereceğiz. Bunu el ele vererek, yüreklerimizi birleştirerek yapacağız ve başaracağız.

Diyor ya Hz. Mevlana: “Ümitsizliğin ardında nice ümitler var, karanlığın ardında nice güneşler var.” Asırlar boyunca tarihin karanlık ve kuytu köşelerinde umut kazıları yaptık, araya araya muzaffer devirleri ve mucizevi yükselişleri kanımızla ve terimizle bulduk. Savaşlara, doğal afetlere, salgın hastalıklara, darbe teşebbüslerine, terör saldırılarına, ekonomik operasyonlara, isyan girişimlerine, istiklalimize yönelik menfur suikastlara karşı aynı cephede mücadele ettik, etle kemik gibi birbirimize eklemlendik.

“ŞER KUMPANYALARA TANIK OLDUK”

Kuklaları gördük, kuklacıları tanıdık, şer kumpanyalara tanık olduk. Sahne alan pis oyunları, süregelen habis projeleri, devamlı kamçılanan sinsi hesapları, siğil gibi uç vermiş art niyetli çevreleri müşahede ve mütalaa edip saflarımızı sıkı tuttuk. Enkazın üzerinde tepinen, göçüğün altında ikbal tezgahı kuran, feryadımızdan siyasi rant aşırmak için çırpınan utanmazlara her dönemde bilavasıta şahitlik ettik.

“KAZANÇ VE ÇIKAR ÇETELESİ TUTAN İNSANLIK FUKARALARINI ÖFKEYLE İZLEDİK”

İnsanlarımız imdat çağrısı yaparken, milletimizin ahları vahları arşı titretirken, afetzedeler can havliyle hayata tutunmaya çalışırken; kazanç ve çıkar çetelesi tutan vicdan ve insanlık fukaralarını esefle, ibretle, öfkeyle izledik. Ne varsa yaşadık, görmemiz gereken her şeye şahit olduk. İyiliğe sessiz kalıp kötülüğe nefes olan çapulcuları dişimizi sıkarak, tahammül sınırlarımızı zorlayarak takip ediyor, lazım gelen notlarımızı da alıyoruz.

“OLAĞANÜSTÜ BİR DÖNEMDEN GEÇTİĞİMİZ KUŞKUSUZDUR”

Türkiye’miz devasa bir felaketin pençesindedir. Olağanüstü bir dönemden geçtiğimiz kuşkusuzdur. Ne var ki yaşadığımız deprem felaketi ne ilk ne de son olacaktır. Yerin altında zamanla biriken, ardından kırılan fay hatlarının çatlaklarından yerin üstüne çıkan şiddet enerjisi ve jeoloji gerçeğiyle yaşamak, bunun da vahim sonuçlarını en aza indirmek durumundayız. Hayat planımızı artık buna müzahir tesis etmeliyiz. Kentleşme politikalarımızı gözden geçirip, bina yapılarını, yer tutma ve yerleşme stratejilerini doğal afetlerin risk ve tehditlerini dikkate alarak yeni baştan değerlendirmeliyiz. Nitekim bunu hemen yapmalıyız.

“EN BÜYÜK DEPREM FELAKETİ KARŞISINDA ÇETİN BİR SINAVDAN GEÇİYORUZ”

Değerli Arkadaşlarım, şiddeti, ağır sonuçları, etkilediği alan ve nüfus itibariyle son yüz yıl içinde maruz kaldığımız en büyük deprem felaketi karşısında çetin bir sınavdan ve sınamadan geçiyoruz. Bunu idrak etmeden atacağımız her adım, söyleyeceğimiz her söz boşluğa düşmeye mahkumdur. Türk milleti nice badireyi atlatmıştır, Allah yardım ettiği müddetçe bugünkü ağır sıkıntının üstesinden de gelmesini bilecektir. Öyle bir felaketle yüz yüzeyiz ki, fay hattının bulunduğu Anadolu levhasının Arap levhasına göre kuzeydoğu-güneybatı yönünde en az üç metre hareket ettiği uzmanlarca ifade edilmiştir. Hatay’ın Altınözü ilçesindeki bir zeytin bahçesinde, 200 metre genişliğinde, 400 metre uzunluğunda, 50 metre derinliğinde dev bir yarık oluşmuştur. Diyebiliriz ki, yer kabuğu şekil değiştirmiştir. Sadece 30-40 saniyede gerçekleşen zelzele, bölgede tarih boyunca yaşanan en yıkıcı sismik hareketlilik olarak kayıtlara geçmiştir. Türkiye’miz Batı Anadolu, Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay hatları üstünde yer almaktadır. Bu coğrafi gerçeği değiştirme şansımız elbette yoktur. Yaşadığımız depremde en az beş fay segmentinin kırıldığı iddia edilmektedir.

“KARŞIMIZDA BELİRGİNLEŞEN TABLO KAHREDİCİ BOYUTLARDADIR”

Son yüz yıl içinde; 27 Aralık 1939 Erzincan depremi 7,9; 17 Ağustos 1999 Gölcük depremi 7,4; 6 Şubat 2023 Pazarcık depremi 7,7 ve Elbistan depremi de 7,6 şiddetinde gerçekleşmiştir. 6 Şubatta meydan gelen, hattı zatında en kötü senaryo olarak kabul edilen ikiz depremler 110 bin kilometrekarelik bir bölgede; 10 ilimizi, 113 ilçemizi, 6 bin 514 köyümüzü doğrudan doğruya ve yoğun şekilde vurmuştur. Türkiye nüfusunun yüzde 15,7’si, ihracatın yüzde 8,5’i, işlenen tarımsal alanın yüzde 14,5’i, GSYH’nın yüzde 9’u depremin yıkım alanında kalmıştır. Çok net olmasa da 66 bin binadan 12 bin 500’ü çökmüştür. Bu çöken binalarla ilgili 134 kişinin sorumluluğu tespit edilmiş, bunlardan üçü tutuklanmış, 114’ü hakkında gözaltı kararı verilmiştir. Neresinden bakarsak bakalım karşımızda belirginleşen tablo kahredici boyutlardadır.

“İKİZ DEPREM 500 ATOM BOMBASI GÜCÜNDE”

Bazı bilim insanlarına göre, oldukça geniş bir alana yayılan ikiz depremler kanalıyla yeraltında biriken 500 ile 600 yıllık stresler boşalmış, nitekim yerçekiminin 2 katına eşdeğer bir enerji açığa çıkmıştır. Gene bazı bilim insanları, bu ikiz depremin 500 atom bombası gücüne veya 5 milyon 350 bin top dinamit patlamasına denk düştüğünü ileri sürmüşlerdir. Bu nedenle 6 Şubat ikiz depreminin hakimiyet ve hareket alanında bulunan meskun mahaller tabiri caizse yerle bir olmuş, şu ana kadar 31 bin 643 kardeşimiz vefat etmiş, 80 bin 278 kardeşimiz de yaralanmıştır. Her gün acılarımıza yenileri eklenmiştir. Canlarımız toprak altında kalmış, şehirlerimiz harap olmuştur. Depremin odak derinliğinin 5 km olması, bu suretle yüzeye yakınlığından dolayı açığa çıkan elastik deformasyon enerjisi yıkım tesirini daha da artırmıştır. Bu tip depremlerin bir başka tektonik aktivitelere yol açıp açmayacağı, diğer fay hatlarını harekete geçirip geçirmeyeceği hususları da tedbir marifeti ve teyakkuz mantığı içinde mutlaka ele alınmalıdır.

“DEPREMLER DEHŞET VERİCİ BİR YIKIMI TETİKLEDİ”

6 Şubat 2023 Pazartesi günü saat 4.17’de Pazarcık ilçemizde; müteakiben aynı gün saat 13.24’de Elbistan ilçemizde meydana gelen depremler; dehşet verici bir yıkımı tetiklemekle kalmamış çapı oldukça geniş bir alanı etkilemiştir. Ardı arkası kesilmeyen sarsıntılara sebep olmuştur. Fayların zemine yakın mesafeden kırılmasına yol açmıştır. Vatandaşlarımızın evde ve uykuda oldukları bir zamana tekabül etmiştir. Hava şartlarının son derece olumsuz seyrettiği bir zamanda gerçekleşmiştir.

“13,5 MİLYON VATANDAŞIMIZIN ÇOK CİDDİ MAĞDURİYETLERE UĞRADIĞI DA ORTADADIR”

Etki-risk analizleri açısından konu değerlendirildiğinde, hepimizi üzüntüye boğan doğal bir yıkımla karşı karşıya olduğumuz açıklıkla görülecektir. Depremle sarsılan 10 ilimizde hayat mücadelesi veren yaklaşık 13,5 milyon vatandaşımızın çok ciddi mağduriyetlere uğradığı da ortadadır. Ayrıca ilk depremde hasar gören binalar ikincisinde tamamen yıkılmıştır. Eşine benzerine az rastlanır bir afet nedeniyle dördüncü seviye alarm kararı alınmış ve yedi günlük yas ilan edilmiştir.

“TÜRKİYE’YE SONUNA KADAR SAHİP ÇIKACAĞIZ”

Deprem dünyanın ve insan hayatının değişmez bir gerçeği olsa da, gözlerimizde yaş, yüzümüzde keder, yüreğimizde ateş vardır ve acımız tarifi olmayan cesamettedir. İki el nasıl ki bir baş içinse, hepimiz depremzede kardeşlerimizle biriz, onların tekrar normal bir yaşama dönmeleri için kenetlenmiş haldeyiz. Yaralarımızı saracağız, yıkımı telafi edeceğiz, depremden etkilenmiş şehirlerimizi gülzara çevireceğiz, çelikleşmiş kardeşlik hissiyatımıza su vereceğiz, can vereceğiz, destek vereceğiz. Sadece 10 ilimize değil, Türkiye’mizin de üzerine göçen binaları teker teker kaldıracağız, hepimiz tek bilek olup Türk bayrağını dalgalandıracağız; kem gözler, kötü niyetler, kurusıkı atan gafiller bilmese de Türkiye’ye sonuna kadar sahip çıkacağız.

“AFET BÖLGESİNE DERHAL DEPREM HEYETİ GÖNDERDİK”

Muhterem Milletvekilleri, parti olarak, deprem haberini alır almaz seferberlik ruhuyla harekete geçip milletvekillerimizden oluşan bir heyeti derhal afet bölgesine göndermiştik. Teşkilatlarımız ve Ülkü Ocaklarımız depremin yaşandığı her alanda canla başla enkaza müdahil olmuş, her türlü özveriyi ve fedakârlığı sergileyerek devreye girmiştir. Bugüne kadar, faziletli ve feragat dolu çalışmalarımız Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’yla eşzamanlı, uyumlu ve koordineli bir şekilde ifa ve idame edilmiştir. Milletvekillerimiz ve dava arkadaşlarımız AFAD’ın yardım kampanyasına ayni ve nakdi yardımlarla destek olmuşlardır. Kan ihtiyacı olanlara kan verdik. Çare arayanlara çare ürettik. Barınma, giyecek ve yiyecek taleplerini imkânlarımız nispetinde gidermeye çalıştık. Moloz yığınları altında kalan kardeşlerimize elimizi uzattık, arama kurtarma faaliyetlerinde aktif olarak yer aldık. Elverişsiz hava şartlarına rağmen tam bir haftadır geceli gündüz devam eden enkaz kaldırma ve hayat kurtarma mücadelesinde devletimizin gönüllü şekilde yanında olduk. Müteşekkir olduğum dava arkadaşlarımız uyumadı, yorulmadı, yılmadı, vazgeçmedi, il il, ilçe ilçe, köy köy yardım çağrılarına koştu.

“BAŞKALARI GİBİ ŞOV PEŞİNDE DEĞİLİZ”

Az sonra temas edeceğim üzere, devletimiz ve hükümetimiz en aşağılık karalama ve iftira kampanyalarına aldırış etmeden tarihi görevinin gereğini dört başı mamur şekilde yaptı, buna da devam etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımız depremle yıkıma uğrayan illerimize intikal ederek incelemelerde bulundu, vatandaşlarımızla buluştu, görüştü, acıları paylaştı, gözyaşlarını silmek için çaba gösterdi. Ben de, titiz ve hassas kurtarma çalışmalarını meşgul etmemek, bilhassa Sayın Cumhurbaşkanımızın deprem bölgesinde olmasından dolayı gelişmeleri anbean Ankara’dan takip ettim. Başkaları gibi şov peşinde değiliz. İstismar yarışında değiliz. Haksız ve hamasi temelli siyasi eleştiri yapmak için fırsat kollayan bir ilkelliğe ve ilkesizliğe hiç sahip değiliz. Milletimizin yaşadığı her acı benim acımdır, bizim acımızdır. Karnımızdan konuşmayız, karambolden sallamayız.

“10 İLİMİZİ TEK TEK ZİYARET EDECEĞİM”

Depremle mücadeleye nifak tohumları ekmek için faal halde olan siyasi kokuşmuşlara, felaketi siyasileştirmek için ortalıkta gezen irili ufaklı tabansızlara asla benzemeyiz. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı olarak depremden zarar görmüş illerimizi ve tüm vatandaşlarımızı bir program dâhilinde ziyaret etmek amacıyla geçen hafta aldığım kararı tatbik etmek için makul bir zaman kollamıştım. O zaman gelmiştir, şimdi vakit yollara düşme vaktidir. Osmaniye, Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Adana ve Malatya’da milletimle tek yürek olacağım, tek ses olacağım, mahzun illerimizin ve mağdur vatandaşlarımızın hepsini birden, çalışmaların aksamasına fırsat vermeden sırayla ziyaret edeceğim.

“MHP NEREDE?” DİYENLERE: BİZ HER YERDEYİZ

Milliyetçi Hareket Partisi nerede diye soranları ciddiye alıp cevap verecek değilim.  Ancak yine de bir hatırlatma yapmadan geçmeyeceğim. Biz her yerdeyiz, göz pınarlarından sicim gibi akan yaşlardayız, viraneye dönmüş gönüllerdeyiz, kimse var mı diye soran dillerdeyiz, beton blokların arasında can arayan, yetim yavruların başını okşayan, ailesini kaybetmiş mazlumların yanında duran, Fatiha okuyan, tabutlara omuz veren, milletimizin derdiyle dertlenen hem kahırlı hem sevdalı hem de kararlı yürekleriz.

“DEVLET NEREDE DİYENLERE DE BİR ÇİFT SÖZÜM VAR”

Devlet nerede diyenlere de bir çift sözüm pek tabii vardır ve olması da doğaldır. “Deprem bölgesinde her şey var, sadece devlet yok” diyen kanı bozuklar size söylüyorum; devlet baktığınız ve bastığınız her yerde tüm heybetiyle, tüm haysiyetiyle, tüm hükümranlığıyla havidir, hakimdir, hadimdir. Şu hassas günlerde ağır konuşuyorum, kimse kusura bakmasın, ama mecburum; devlet yok diyen kalite ve karakter yoksunları iç işgal cephesinde konuşlanmış işbirlikçi sefillerdir. Bunlar baksa da göremez, görse de itiraf edemez. 30 yıl eğri büyüyen bir ağacın bir anda doğrulmasını elbette beklemiyoruz.

“MENFAATPERESTLER HEPSİ BİRDEN ORTALIĞA ÜŞÜŞMÜŞTÜR”

Ancak kızgın kireci elle yoğurmanın, insani defosu aleni olan müfteri ve müfsitlere tahammül etmekten daha evla olduğuna da her şeyimizle inanıyoruz. Felaketi fırsata çevirmek isteyen simsarlar görülmektedir. Umudunu iktidarın yıpranmasına bağlayan izansızlar iş başındadır. Menfaatperestler, sosyal medya gösterisi yapan haşaratlar, acılarımızı malzeme yapan ucuz reklam meraklısı aymazlar, tribüne oynayan asalaklar hepsi birden ortalığa üşüşmüştür.

Felaketin derece ve düzeyi büyük olunca ister istemez arama ve kurtarma çalışmalarında bazı gecikmeler, mücbir eksiklikler yaşanmaktadır. Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi ülkede görülürse görülsün, bu çaptaki doğal afetle ve yıkıcı etkileriyle başa çıkmak kolay değildir. Bir defa bu hususun altını çizmekle birlikte devletin ve hükümetin hakkını teslim etmek lazımdır. Acının kullanılması, siyasi yağmacılığa heves edilmesi kadar çarpık ve çirkin bir şey yoktur.

“O yapmadı ben yaptım, o gelmedi ben geldim, o yetişemedi ben yetiştim” tartışması ve ayrışması deprem kadar yıkıcıdır, mağdur insanlarımıza, ebediyete irtihal eden vatandaşlarımıza saygısızlık ve haksızlıktır.

Okunma : 232
Bugünün en çok okunan haberleri
Gündem haberleri
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın
 
Bu ayın en çok okunan haberleri